Eskiden gençlik denilince akla; okumaya hevesli, bir şeyler başarmak için çırpınan ve idealleri uğruna emek vermekten kaçınmayan bir nesil gelirdi. İmkanların kısıtlı olduğu dönemlerde bile o “yokluk” içinden bir başarı hikayesi çıkarmak, bir şeyler öğrenmek için kütüphane yollarını aşındırmak en büyük gayeydi. Ne yazık ki günümüzde bu tablonun yerini, büyük bir heves kaybı ve derin bir isteksizlik almış durumda.
Teknolojinin Gölgesinde Kalan Zihinler
Bugün yeni nesil, kitabın kokusunu içine çekmek yerine, vaktinin büyük bir kısmını YouTube ve benzeri platformlarda içerik tüketerek harcıyor. Sosyal medyanın parıltılı ama içi boş dünyası, ne yazık ki çocuklarımızın zihinlerini adeta yıkıyor. Bir kitap sayfasını çevirmenin verdiği o derin huzur ve bilgi birikimi, yerini saniyeler içinde değişen, çoğu zaman hiçbir değer katmayan saçma sapan videolara bıraktı. Bu videolarda öğrenilen argo kelimeler ve kötü üslup, arkadaş ortamlarında bir “iletişim dili” haline gelmiş durumda. Küfürlü konuşmak ve saygısızca tavırlar sergilemek, modernleşmenin bir parçasıymış gibi algılanıyor.
Anne-Baba Tutumları ve Saygı Sınırı
İçinde bulunduğumuz dönemde ebeveynlik rolleri de büyük bir değişim geçirdi. Artık anne ve babalar çocuklarına fazlasıyla esnek davranıyor, onlara “saygı” gösterme adı altında sınır koymakta zorlanıyorlar. Elbette çocuğa birey olarak değer vermek önemlidir; ancak bu durum otoritenin kaybolmasına ve çocuğun rehbersiz kalmasına yol açtığında, gençlik rotasını kaybediyor. Disiplinden uzak, sadece haz odaklı büyüyen bir nesil, hayatın gerçek zorluklarıyla karşılaştığında ne yapacağını bilemiyor.
Geleceğin Umudu ve Sorumluluğumuz
Unutmamalıyız ki; bu gençler yarınlarımızın teminatı, geleceğimizin umududur. Onları sadece eleştirmek çözüm değil; onları bu dijital bataklıktan çekip çıkarmak, yeniden üretmeye ve okumaya teşvik etmek hepimizin görevidir. Eğer bir nesil okumayı bırakır, sadece ekrandan gördüğüyle hayatı anlamlandırmaya çalışırsa, toplumsal değerlerimizi korumamız imkansız hale gelir.
“Bir milletin asıl gücü; topu, tüfeği değil; inançlı, bilgili ve çalışkan gençliğidir.”
Gençlerimizin yeniden o eski azmine kavuşması, ellerindeki telefonları birer kütüphane gibi kullanmayı öğrenmesi ve dillerini yozlaşmadan kurtarması en büyük temennimizdir.



