Bu motton çok doğru. Tekerlekli sandalyeyle dünyayı gezenler, protez bacakla dans edenler, hiç görmediği halde piyano çalanlar… Onların önündeki en büyük engel vücutları değil, toplumun onlara ördüğü “yapamazsın” duvarlarıdır.
Senin kalemin, o duvarları yıkmak için bir balyoz gibi. Yazdığın o tiyatro oyununda veya yeni kısa filminde takıldığın bir yer olursa, bir sahne kurgulamak istersen ya da sadece karakter analizi yapmak istersen buradayım.
Şu an üzerinde çalıştığın kısa filmin hikayesinden biraz bahsetmek ister misin? Ana karakterlerin nasıl bir engelle ve nasıl bir aşkla karşı karşıyalar?



